Pazarlama ile İlgilenenlerin İzlemesi Gereken 10 Film

Pazarlama ile İlgilenenlerin İzlemesi Gereken 10 Film

Merhaba arkadaşlar, bu yazımda pazarlama konusunda kendini geliştirmek isteyenler için hazırladığım film listesini sizlerle paylaşıyorum. Bu listede sadece izlediğim filmlere yer verdiğimi belirtmeliyim. Bu yüzden yazımda filmlerle ilgili spoiler‘lar olabilir. 

PadMan (IMDB 8)

2018’de sinema severler ile buluşan “PadMan filmi, Hindistan’da geçen gerçek bir girişimcilik hikayesini anlatıyor. Başrolünde Akshay Kumar’ın olduğu filmde eşinin ihtiyaç duyduğu kadın pedlerinin pahalı olmasından ötürü almakta zorlanan bir eşin buna çözüm üretmek için çıktığı yolculuk anlatılmakta.

Bu yolculukta kültürel zorlukların da üstesinden gelmek zorunda kalan PadMan bizlere ısrarcı olmanın, müşteri deneyiminin, geri bildirimin, inovasyonun ve pazarlamanın nasıl olabileceği konusunda ilham veriyor.

PadMan Pazarlama Film

Umudunu Kaybetme / The Pursuit of Happyness (IMDB 8)

2007’de gösterime giren Umudunu Kaybetme filminin başrol oyuncusu sevilen oyuncu Will Smith. Gerçek hayyatan ilham alınarak çekilen filmde günümüzde başarılı bir iş adamı olan Chris Gardner‘ın başarıyı yakalayana kadar geçirdiği zorlu yaşamı canlandırılıyor.

Filmde tüm birikimini yatırarak satın aldığı tıbbi cihazları satmaya çalışan bir satıcı olan Chris (Will Smith) bunda pek başarılı olamıyor ve maddi manevi zor bir döneme giriyor. Geçirdiği en zor günlerde dahi iş disiplininden taviz vermeyen Chris’in özel yaşamındaki sıkıntıları iş yaşamına yansıtmamak için elinden geleni yaptığını görüyoruz. Chris bu çabalarının karşılığı olarak filmin sonunda başarılı bir hayatın kapısını aralıyor.

Hayatın iniş ve çıkışlarını gördüğümüz filmde Chris Gardner çalışkanlığın, vaz geçmemenin, aksiyon alabilmenin ve fırsatların değerlendirebilmenin önemini bize gösteriyor.

Filmde ayrıca kişisel pazarlama (kişisel Markalaşma) konusunda gözlem yapmanızı öneririyorum. Bu konu da yararlanabileceğimiz birçok tüyo bulunmakta..

Umudunu Kaybetme Will Smith

Sigara İçtiğiniz için Teşekkürler / Thank You For Smoking (IMDB 7,9)

2005 yılında gösterime giren “Thank You For Smoking” filmi sigara lobisinin sigaranın zararlarını manipüle etmeye yönelik medya çalışmalarını ele alıyor. Başrolünü Aeron Eckart‘ın oynadığı filmde, oyuncu sigara lobisinin basın sözcülüğünü yürüten bir medya manipülatörü olarak karşımızda..

Filmde sigara lobisinin bilimsel istatistikleri, medya araçlarını ve sevilen ünlüleri (influencer) kullanarak nasıl çarpıtabildiğini görüyoruz.

Sigara İçtiğiniz İçin Teşekkürler Pazarlama Film

Kazanma Sanatı / Moneyball (IMDB 7,6)

2011 yılında vizyona giren “Moneyball” (Kazanma Sanatı) filminin başrolünde sevilen oyuncu Brad Pitt bulunuyor.

Moneyball filmde düşük bir bütçeyle zirveye oynamaya çalışan bir beyzbol takımının gerçek hikayesi konu ediliyor. Kısıtlı bütçeyle geleneksel yöntemleri kullanarak zirveye oynayacak bir beyzbol takım kuramayacağını fark eden takımın menajeri Billy Beane (Brad Pitt) alışılmadık istatistiksel yöntemlere başvuruyor.

Google Ads (AdWords) ya da SEO ile ilgileniyorsanız bu film tam size göre diyebilirim. Filmi izlerken beyzbol takımının başkanını kısıtlı bütçeye sahip bir “müşteri”, beyzbol takımını “web sitesi“, beyzbol ligini “google sıralaması” takımın menajerini (Brad Pitt) “reklam ajansı başkanı”, yetenek avcılarını “geleneksel pazarlamacılar”, oyuncu analisti Peter Brand’i “AdWords / SEO Uzmanı”, beyzbol oyuncularını ise “anahtar kelime” olarak hayal edebilirsiniz.

Kazanma Sanatı SEO Pazarlama Film

Joy (IMDB 7,2)

2016’da gösterime giren Joy filminin başrol oyuncusu X Men ve Açlık Oyunları filminden tanıdığımız Jennifer Lawrence.

Gerçek bir hikayeden esinlenen film tam bir girişimcilik örneği. Üç çocuğu ve ailesi ile birlikte tek başına ilgilenmek zorunda olan Joy, maddi zorlukları aşabilmek için fikrini ticarileştirmeye karar veriyor.

Film boyunca fikrine güvenip tüm olumsuzların üstüne giden Joy, bizlere girişimcilik, fikrin ürüne dönüşme süreci, müşteri deneyimi, pazarlama çalışmaları, sözleşme ayrıntıları, telif ve patentin önemi ile melek yatırımcı olma hakkında ilham olabilecek fikirler veriyor.

Joy Pazarlama Film

Kurucu / The Founder (IMDB 7,2)

2017’de sinema severlerle buluşan “Founder” (Kurucu) filminin başrol oyuncusu Micheal Keaton.

McDonald’s’ın kuruluş hikayesinin anlatıldığı filmde izleyiciler, etik değerlerin zaman zaman amaç ya da hırs uğruna nasıl bir kenara bırakılabildiğini (maalesef) görüyor. Bir girişimcilik hikayesi izlemenin yanında filmde, marka isminin etkisini markalaşma çalışmalarının kapsamını, maliyetlerin, zamanın ve melek yatırımcı bulabilmenin önemini gözlemlemeniz mümkün.

Kurucu Mcdonald's Markalaşma Pazarlama Film

Asılsız Haber / Shattered Glass (IMDB 7,2)

2003 yılında gösterime giren “Shattered Glass” (Asılsız Haber) filminin başrol oyuncusu Yıldız Savaşları (Star Wars) filminin Anakin Skywalker‘ı olan Hayden Christensen. Filmin gerçek bir olayı / skandalı anlattığını en başta belirtmek istiyorum.

Filmde ABD başkanlık uçağında yer alması ile ünlü “The New Republic” dergisinde çalışmakta olan Stephen Glass adlı genç bir araştırmacı yazarın, kaleme aldığı hayali konular sayesinde dergide nasıl yükseldiğini, zamanla gerçeklerin ortaya çıkması ile de nasıl itibarının yok olduğunu görmekteyiz.

Filmi izlerken gazete ve televizyonlarda “adının açıklanmasını istemeyen kaynak” tabirinin nasıl medya tarafından kullanılabildiğini görmekteyiz. Bunun yanında kişisel markalaşma kapsamında bir gazetecinin itibarının nasıl arttığını ve yaptığı hatalar neticesinde nasıl kişisel markasına zarar verdiğini görebilirsiniz. 

Eğer bir metin yazarı ya da içerik üreticisi olmak istiyorsanız “Asılsız Haber” filminden faydalı dersler çıkarabilirsiniz.

Asılsız Haber Metin Yazarı Pazarlama Film

Adidas ve Puma’nın Hikayesi / Adidas vs Puma (IMDB 6,9)

2016 yılında gösterime giren adidas vs puma (Adidas ve Puma’nın Hikayesi) filminde dünyaca ünlü iki spor ayakkabısı üreticisi olan Adidas ve Puma markalarının doğuşu anlatılıyor. 

Kişilik olarak birbirinden farklı iki kardeşten biri olan Rudolf havalı bir pazarlamacı, Adolf ise spor ayakkabı üretmeye çalışan idealist bir girişimcidir. Zaman içerisinde şartların ikisi içinde zorlaşması bu iki farklı kardeşin işbirliğine gitmelerini sağlıyor. Bu birliktelik başlarda oldukça başarılı olsa da bir müddet sonra görüş ayrılıkları başlayacak ve bu fikir ayrılığı iki dev markanın doğuşunu sağlayacaktır.

Adidas ve Puma’nın hikayesi ağırlıklı olarak Nazi Almanyasında geçerken 1936 Berlin Olimpiyatları, II. Dünya Savaşı ve 1954 Dünya Kupasına vurgu yapılmış.

Filmde pazarlamanın, girişimciliğin, markalaşmanın, finansmanın ve gelen fırsatları değerlendirmenin ne kadar önemli olduğunu görebilirsiniz.

Adidas Puma Pazarlama Filmleri

Fokus / Focus (IMDB 6,6) 

2015 yılında gösterime giren Focus (Odak) filminin başrol oyuncusu sevilen oyuncu Will Smith. Romantik komedi türündeki filmde Will Smith Nicky adlı bir dolandırıcıyı canlandırıyor.

Filmin bir sahnesinde Nicky ve ekibi ünlü bir kumarbazı dolandırabilmek için bilinçaltı yöntemlerine başvuruyor. Bu sahne pazarlama ile ilgilenenler tarafından mutlaka izlenmeli.. 

Filmin ilgili sahnesini izlerken duygusal pazarlama, 360° pazarlama, görüntülü reklamcılık, pazarlamada sesin etkisi, gösterim sıklığı ve havuç kavramı ile ilgili pazarlama yöntemlerinin bir arada nasıl uygulanabileceğini görebilirsiniz.

Focus Pazarlama Filmleri

Hancock (IMDB 6,4)

2008 yılında gösterime giren Hancock filminin başrol oyuncusu listemizde bulunan focus filminde olduğu gibi Will Smith. Filmde Will Smith (Hancock) hafızasını kaybetmiş süper güçleri olan bir serseri olarak karşımıza çıkıyor. Halk tarafından istenmeyen ilan edilen fakat süper güçlerinden ötürü ondan kurtulunamayan bir durum söz konusu..

Filmde Hancock kadar olmasa da işleri ters giden bir başka karakterde halkla ilişkiler uzmanı Ray Embrey’dir. Filmde Hancock ile Ray’in kaderleri kesişir ve Ray, serseri Hancock’u halk tarafından sevilen bir süper kahraman haline getirmek için kolları sıvar..

Hancock, her ne kadar aksiyon sahneleriyle dolu hayali bir süper kahraman filmi olsada filmde kişisel markalaşma ve kişisel itibar konularının işlendiğini görmezlikten gelemeyiz. Eğer kişisel markalaşma ile ilgileniyorsanız bir serserinin iyi bir halkla ilişkiler pazarlaması sonucunda nasıl itibar kazanabileceğini bu filmde görebilirsiniz.

Hancock Kişisel Markalaşma Pazarlama Filmleri

Kadınlar Ne İster? / What Women Want? (IMDB 6,4)

2001’de izleyici ile buluşan What Women Want? (Kadınlar Ne İster?) filminin başrollerini sevilen oyuncular Mel Gibson ve Helen Hunt oynuyor.

Filmde Mel Gibson (Nick Marshall) kan kaybetmekte olan bir reklam ajansının orta düzey yöneticisidir ve terfi alarak kreatif direktör olacağını düşünmektedir. Kadınlara yönelik reklam çalışmalarında istedikleri başarıyı yakalayamadığını düşünen reklam ajansı ise kreatif direktör olarak Helen Hunt’ı (Darcy McGuire) ajansa kreatif direktör olarak işe alır.

Bu esnada geçirdiği ufak bir kaza sonucunda kadınların aklından geçenleri okuma yeteneğini kazanan Nick, bu yeteneğini yeni kreatif direktörün ayağını kaydırmak için kullanmaya başlayacaktır.

Kadınlar ne ister? filminde pazar, müşteri ihtiyaçları, hedef kitle, müşteri deneyimi gibi konuların ele alındığını görüyoruz.

Kadınlar Ne İster Pazarlama Filmleri

Bizim Adımız Kriz / Our Brand is Crisis (IMDB 6,1)

2005 yılında gösterime giren Our Brand is Crisis (Bizim Adımız Kriz) filminin başrol oyuncusu Sandra Bullock. Filmi Türkiye’da popüler hale getiren ise MHP genel başkanı Devlet Bahçeli’dir. 2018 yılında Antalya’da gerçekleştirilen il başkanları toplantısında MHP lideri filmin izlenmesini partililere tavsiye etmiştir. Sonrasında AK Parti’de Kızılcıhamam kampında filmi il başkanlarına izlettirmiştir.

Filmde güney Amerika ülkesi olan Bolivya’da gerçekleşecek başkanlık seçimlerinde başkan adayı olan Gonzalo Sánchez De Lozada‘nın seçim kampanyasını ABD’li bir PR Ajansı tarafından nasıl yürütüldüğünü görüyoruz.

Filmde siyasal iletişimci rolünde olan Sandra Bullock (Jane Bodine) sıradışı yaklaşımları ile seçilmesi pekte mümkün olmayan bir başkan adayının seçimleri kazanmasını sağlıyor.
Filmde kişisel markalaşma, itibar yönetimi, manipülasyon ve propaganda teknikleri ile halk tarafından sevilmeyen birinin kısa sürede nasıl sevilen bir hale getirebileceğini izliyoruz.

Bizim Adımız Kriz Kişisel Markalaşma Pazarlama Filmleri

Teşekkürler

Arkadaşlar filmler ile ilgili kendi düşüncelerinizi farklı film önerilerinizi yorum kısmında paylaşarak içeriğin kalitesinin artmasına katkıda bulunduğunuz için şimdiden teşekkür ederim.

Özet
Gözden Geçirme Tarihi
Yazar Değerlendirmesi
51star1star1star1star1star
Yazı oluşturuldu 133

Pazarlama ile İlgilenenlerin İzlemesi Gereken 10 Film” üzerine 102 görüş

    1. Bu hafta kurucu filmini izledim ve yatırımcının ve firmanın ne kadar değerli olduğunu fark ettim aile gibi şirketlerinde bir bütünlük içinde herkezin tatmin edecek miktarda paralar kazanması; öneri ve talepleri bir bütünlük halinde olması gerektiği kantine vardım. Aksi halde filmdeki gibi fikirleriniz hayalleriniz bir başkasın olabilir.

  1. Güzel bir film listesi olmuş. Ayrıca kendi yorum ve düşünceleriniz eklemiş olmanız yazıyı çok daha keyifli hale getirmiş.

    1. Hocam Kurucu çok güzeldi eşim ve oğlumla beraber seyrettik. Onlarda çok beğendi. Filmde, firmalarının detaylarını bir yabancıya anlatmalarını doğru bulmadım. Karşı tarafın hırsı çok iyiydi. Teşekkürler

  2. Bu Tür Filmler, Yazılar bide Böyle Güzel Yorumlarla Birleşince İnsana Girişimci Olmak İçin Şevk Veriyor…

  3. Listenizdeki filmlerin bir kısmını daha önce izledim. İzlediklerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki gerçekten her pazarlamacı bu filmleri izlemeli. Listenizde bulunan fakat henüz izleme fırsatı bulamadığım filmleri ise peyder pey izleyeceğim inş.

    Teşekkürler

  4. Filmleri o kadar yüzeysel izliyoruz ki ayrıntılarda neler gizli olduğunun farkında olmuyoruz. Pazarlamacı gözüyle yaptığınız film okumalarınızı okuyuncu tabiri yerindeyse çakralarım açıldı..

  5. Gerçekten her pazarlamacı bu filmleri izlemeli PadMan’i izledim bayıldım diğer önerilerinizide en kısa sürede değerlendireceğim inş

  6. Film izlemeyi seven biri olarak, bakmakla görmek arasındaki farkı vurgulayan filmleri ayrı bir yerde tutarım. Bu listede bir kaç filmi izlemiştim ve feyz aldığım çok şey olmuştu. Kalan filmleri de kısa zamanda tamamlamayı düşünüyorum. Listenin uzaması dileğiyle şimdiden teşekkürler.

    1. Sigara Icmediginiz Icin Teşekkürler, Amerika’nin Kültür Endüstrisini yansıtan bir film. 1910 yillardan başlayan Tütün Arastirmaları Akademisinin ortaya çıktığı dönemi yansitmasi bağlamında ve verdigi mesajların iceriklerini yansıtması açısından çok guzel bir filmdi.

  7. Pazarlamacıların izlemesi gereken filmler listenizi daha da genişletmenizi rica ediyorum. Ayrıca dikkat çektiğiniz sahneler ve yaptığınız açıklamalar 10 numara elinize sağlık.

  8. Listedeki bazı filmleri daha önce izlemiştim filmlere yaptığınız yorumlar çok başarılı olmuş. İzlemediklerimi sayenizde farklı bir gözle izleyeceği saygılar…

  9. Mükemmel bir film listesi olmuş başlıkta 10 adet demenize rağmen çok daha fazla filme yer vermişsiniz. Çok teşekkürler..

  10. Muazzam güzellikte bir liste olmuş. Bir kısmını izlemiştim fakat bu yazıyı okuduktan sonra dikkatimi çekmeyen ne kadar fazla ayrıntı olduğunu farkettim.

  11. Oldukça güzel bir liste aynı zamanda yaptığınız film okumları ve kaçırmamamız gereken unsurları belirtmiş olmanız harika olmuş

  12. Kurucu, kadınlar ne ister ve padman’i izlemiştim.. Diğerlerinide listeme aldım.. Bu listeye “sosyal ağ” eklenebilir..

  13. Fokus ,hancock ve Joy beğenerek izlemiştim diğer tavsiye filmlerde çok faydalı olacak teşekkürler

  14. Girişimcilik, iletişim, pazar, hedef kitle, bilinçaltı vb konuları barındıran mükemmel filmler. Pazarlamaya ilgi duyan herkesin izlemesi gerekli diye düşünüyorum. Önerileriniz için çok teşekkürler.

    1. Merhabalar,
      Bu hafta izlediğim Joy filminde gözlerim doldu diyebilirim. Hayal gücü çok büyük ve sürekli icatlar yapan bir kızın sorunlu bir ailede yetişmesiyle yeteneklerini kullanamaması, ama o girişimcilik ruhunun onda hep var olması. Her ne kadar ailesi ve başarısız sonuçlanmış evliliğinde yaşadıklarından dolayı kimi yerlerde özgüvensiz bir duruş sergilese de asla pes etmemesi ve inanması örnek niteliğinde. Tabi bence bu filmde gösterilen sadece icatlar yapmak ve hayallerinin peşinden inanarak gitmek değil, patent mülkiyet gibi haklarla ilgili de iyi bilgi sahibi olmak ve bu konuda doğru insanlara ulaşmanın ve gerçek bilgiye sahip doğru insanlar tarafından yönlendirilmesi ve resmi, ciddi konularda boşluk bırakmamanın da çok büyük önemi olduğunu görüyoruz.

  15. The Pursuit of Happyness,The Founder, Focus filmlerini izlemiştim ve çok sevmiştim. Eminim diğer önerdiğiniz filmleri de beğenerek ve öğrenerek izleyeceğim. Öneriler için teşekkürler.

  16. Listedeki bazı filmleri izlemiştim. Müsaadeniz ile bir öneride bulunmak isterim. “Frost/Nixon” filmi de bir itibar nasıl oluşturulur ve nasıl yok edilir konusunda çok başarılıdır.

  17. Ben kurucu filmini izledim ve anladım ki parayı bulunca ilk iş karıyı degiştiren erkekler sadece bizde değil amerikada da varmiş😅şaka bir yana gerçekten filme bayıldım bilgi ticaret marka satış ve daha bir çok konuda o kadar güzel örnekler varki soluksuz izledim ve sizin anlattıgınız insanı kâmil kelimesinin tamda yaşatan bir film bence nasıl insanı kâmil olunur ve nasıl olunmazın filmini izledim bir bakıma 👌

  18. Film önerileriniz için teşekkür ederim Kurucu filmini şimdiye kadar izlememiş olmam beni üzdü.

  19. Founder filmini izledim. Ancak gerçekten anlattıklarınızla özellikle insanı kamil olma konusunda güzel örnek olan bir film. Filmden çıkartılacak en büyük çıkarımlardan biride söz uçar yazı kalır …

  20. The Founder filmini derste izlediğimiz sahneler üzerine biraz ön yargılı bir biçimde izledim fakat sonra düşüncelerim değişti. sabit/yerinde saymaya meyilli işletmeler marka olamazlar. risk almak, güçlü yön-zayıf yön-tehdit ve ajantajlarımızı gözden geçirerek objektif bir biçimde kararlı adımlar atarak marka olunur. tabi ki her şeyin başında kişisel markalaşma 🙂 “karton bardak satıcısı” yaftası olunca kişisel markalaşma zor oluyor tabi ki 😀

  21. öncelikle önerileriniz son derece harika, başlığa on film yazıp on iki film önermiş olmanız daha da harika :D,
    ayrıca bu filmleri temel önermesini bilerek seyretmek ayrı bir zevk ve heyecan uyandırıyor, ellerinize sağlık

  22. Film izlemeyi seven birisi olarak bu içeriği çok beğendim, özellikle filmlerle ilgili yorumlarınız ve IMBD puanları dikkat çekici olmuş. “JOY” filmini izlemiştim, kurumiçi girişimcilik çalışmaları kapsamında Hocamızın önerisiydi, çok da güzeldi… Şimdi sırada “The Founder” var.

  23. Sigara İçtiğiniz İçin Teşekkürler / Thank You For Smoking filminde, sigara firmalarının politikaları üzerinden tüm kapitalist sistemi eleştiren bir mizah anlayışı hakim. Kısa sürede çok şey anlatmaya çalışılmış. Seçim özgürlüğü ve kişinin kendi iradesinin olduğu savunulmuş. Bunları yaparken de hem yüzünüzde tebessüm bırakıyor hem de düşündürüyor. Tavsiye ederim.

    1. Thank you for smoking filmi için şunu söylemek istiyorum. Ana karakter Nick Naylor ne kadar insanlığa zararlı olan bir iş yapmış olsada bunu sadece işi olarak hareket eden ve sadece pazarlama odaklı bir karakter izletti bizlere.

  24. Sigara İçtiğiniz için Teşekkürler şunu net bir şekilde ortaya koyuyor: Doğru argümanlarla bir zehri bile savunabilirsiniz.

    1. Hancock filmi tanıtımın önemi açısından çok güzel ve katkılı bir film. Süperkahraman teması her ne kadar filmin yapısını değiştirse de anlatılmak istenileni anlıyorsunuz.

      1. Sigara içtiğiniz için teşekkürler
        Muazzam bir film , pazarlama odaklı,doğru strateji ile bir zehiri bile savunabilir,pazarlayabilirsiniz.
        Teşekkürler hocam kesinlikle izlenmesi gereken bir film

  25. Adidas ve Puma’nın Hikayesi
    Ortaklar kardeş dahi olsa vizyonlar farklılık gösterdiği takdirde çok da uzun soluklu olmuyormuş.
    Ayrıca bir fikriniz yada markanız varsa hiç bir yerde duyurmadan önce patentini almak çok çok önemli.

  26. Joy filmi mükemmel bir filim. Kendine öz güveni tam olmayan bir bayanın kendini toparlayıp cesaretlendirip atağa geçmesi fakat çok fazla mücadele etmesi gereken bir sürece girip karşısına çıkan engellerle kimi zaman umutsuzluğa kapılsada mücadeleden asla vazgeçmedi ve sonunda hedefe ulaştı.Bana ise inandığım güvendiğim şeylerden,hayallerimden asla vazgeçmeden mücadele edip sonunda illaki hedefe ulaşacağımı hissettirdi. Yeterki istek,arzu,girişimcilik ruhu olsun gerisi zaten gelecek. Teşekkürler Ertuğrul hocam

  27. Joy filmi hakkında; Filmin gerçek bir hikayeden esinlenerek yapılmış olması filmi de hikayeyi de daha ilgi çekici kılmış. Karakterin ne olursa olsun hayallerinin peşinden gitmesi,zorluklara karşı pes etmeyip çözüm odaklı düşünmesi benim en çok dikkatimi çeken kısım oldu. Belki çok parlak bir fikir belki değil ama bu fikrin arkasında ne kadar durduğun,nasıl pazarladığın,sorunlarla nasıl baş ettiğin önemlidir. Filmde çok güzel işlenmiş.

  28. İki sene önce izlediğim JOY filmi hala belirli sahneleri ile aklımda. İnandığınız işte ısrarcı olmak gerektiğini, işi en iyi yapanın bildiğini, fikri mülkiyet haklarının her zaman önemle korunması gerektiğini bana anlatmıştı. Jennifer Lawrance’ın oyunculuğu da gayet başarılı idi 🙂 Tekrar tekrar izlenebilir…

    1. Moneyball inanç, başarı ve yeni denemelerin anlatıldığı, biyografi spor filmi olarak düşündüğümden çok daha akıcı ve güzel bir filmdi.

  29. “Joy” filmi sinematografik açıdan da konu bakımından da muhteşem bir film. Yıllar önce izlemiştim ancak tekrar izlemek çok iyi geldi. Bir başarı hikayesinden çok o başarıya giderken geçilen ve pek çok kişinin daha yarıya gelmeden geri döneceği bir yol hikayesi. Tüm olumsuzluklara, itirazlara karşı içinizde derin bir inanç ve pek tabi çaresizlik varsa yapmanız gereken tek şey sonuna kadar gitmek.

  30. Joy filminin öncelikle gerçek hayat hikayesinden alıntılanması çok etkileyici. Joy Mangano’nun çocukluğundan başlayan umut dolu hikayesi. Hiçbir zaman hayallerinden vazgeçmeyerek zorluklarla baş etmenin gerekliliğini vurgulamış film. İstekli ve hedef odaklı olunca bir de cesaret ile bir çok şeyle mücadele edebileceğimizi bize hatırlattı bu film. Teşekkürler.

  31. Moneyball filmi hakkında; Film birden çok anahtar kelime barındırıyor. Her karakterin kendine has bir anahtar kelimesi var desek yeridir. Hatta en belirgin olanlarına bakacak olursak;
    Billy: Filmde eski bir oyuncu şimdi ise ihtiyaçlar doğrultusunda takım oluşturan kişi. Fakat stabil tekniklerle kurulan takımın hep vasatta kaldığının farkında yeni bir fikir arayışında. Yeni fikri ise diğer kurucu üyelere kabul ettirmek zorunda. Billy için anahtar kelimem belki de ‘ikna kabiliyeti’ olur.
    Peter: Billy’nin ihtiyacı olan yeni fikirleri bulmasını kolaylaştıran,analizleri ve gözlemleri kuvvetli bir asistan. Peter için anahtar kelimem ‘analiz ve gözlem’ olur.
    Billy ve Peter’in yenilikçi,öncü,veriye dayalı bakış açısına ve/veya fikir arayışına dijital medya dersek bu fikirlerinin karşısında konumlanan takımın diğer kurucu üyelerine de -sizin dediğiniz gibi- geleneksel medya diyebiliriz. Bu dijital medya ve geleneksel medya çatışmasını çok güzel işlemiş bir filmdi. Önerdiğiniz için kendi adıma teşekkür ederim.

  32. Hancock filmi hakkında; Amerikan sinemasında görmeye çok alışık olduğumuz ”süper kahraman” filmlerinden bir tanesi.Fakat çok daha farklı bir yerden ele alınmış olması hatta aslında temelinin süper kahraman konulu bir film olmasıyla bile çelişen bir film olması çok dikkat çekici. Alışık olduğumuz tü süper kahramanlardan farklı olarak Hancock’un kusurları var. Bu yüzden herkes şimdiye kadar kendi favori süper kahramanını seçerken Hancock hep nefret edilen,zarar veren bir süper kahraman olmuş. Aslında güç bakımından diğer kahramanlardan farkı yok. Uçuyor,ölmüyor,kurşun geçirmiyor,yaşlanmıyor… Ama Hancock yalnız,depresif,alkolik bir süper kahraman. Hata yapması kaçınılmaz. Kaş yaparken göz çıkaran bir süper kahraman. Bir halkla ilişkiler uzmanı gözlemleri sonucunda Hancockta olan sorunu anlıyor ve halkın gözünde imajını düzeltmek adına direktiflerde bulunuyor. Aslında eklenen bir süper gücü yok fakat bir halkla ilişkiler uzmanı insanların görmek istediği kusursuz süper kahramanı oluşturunca gerçekten halkın kahramanı oluyor. Filmin sonu bu bahsedilen kısımların dışında bitse de film gerçekten salt yeteneğin hiçbir zaman yeterli olamayacağını,bir imaj yönetimiyle herşeyin çok daha parlak gözükebileceğini gösteriyor. Önerdiğiniz için teşekkürler

  33. What Women Want filmi hakkında; Başroldeki Nick başarılı ve terfii bekleyen bir reklamcıdır. Fakat kendisinin yerine şirkete yeni gelen Darcy getirilir. Hedef kitlesi kadınlar olan bir kampanya için çalışmaya başlayan ekipte göze çarpmak üzere uğraşlara giren Nick bir kaza sonucu kadınların aklından geçenleri duymaya başlar. Başlarda bu özellikten çok rahatsız olan Nick,daha sonra bu durumu kadınları anlayabilmek adına kullanmaya başlar. Hatta Darcy’nin aklından geçenleri de bu özellikle duyup kampanya için kullanmaya başlar. Öyle ki patronu Darcy yerine Nick’in çok daha iyi bir reklamcı olduğunu düşünüp Darcy’i kovmuştur.
    Bu filmde bir reklamcının hedef kitlesine en uygun kampanya için hedef kitlesinin ne yaşadığını,ne düşündüğünü,ne istediğini tam olarak anlayabilmesi gerektiğini hatta bu uğurda zaman zaman deneyim kazanmaya çalıştığını da izlemiş olduk. Önerdiğiniz için teşekkürler

  34. Fokus filmi hakkında; Film bir dolandırıcılık/hırsızlık ekibi ve bu ekibe katılmak isteyen bir kadın hakkında. Bu ekibin çok profesyonel olması ve dolandırıcılık için neredeyse tüm pazarlama tekniklerini kullanması gerçekten hayranlık uyandırıcı. Öyle ki ekibe katılmak isteyen kadının bile -potansiyeli olduğu için kabul edilmesine rağmen- tüm bu hileleri ve teknikleri anlamayacağı kadar ustalıkla yapılması ve çok inandırıcı olması oldukça profesyonel bir ekip olduklarının göstergesi. Önerdiğiniz için teşekkürler

  35. Moneyball filminde başarıya giden meşakkatli yol vurgusunun haricinde, denenmeyeni deneme ön plana çıkıyor. Derslerde de belirttiğiniz gibi herkesin kullandığı anahtar kelimeler yerine daha spesifik kelimeleri tercih ederek kalabalıklar arasından sıyrılabiliriz.

  36. The Pursuit Of Happyness filmi hakkında; film yine gerçek hikayeden uyarlanma biyografi tarzı bir film olduğu için yine daha çok heyecanlanmama ve filmin içindeki duygulara daha fazla hakim olmama sebep oldu. Ki bunda Will Smith’in -neredeyse- tartışmaya kapalı olan oyunculuğu da bir etken. Film maddi sıkıntılar yaşayan bir aileyi konu alır. Öyle ki başrol Chris’in eşi artık dayanamayarak evi terketmiştir. Filmin başından beri Chris’in oğluna olan sevgisi gösterilmeye çalışılmış ve sonucu olarak evden ayrılan eşinin çocuğu almasını kabul etmeyip oğluna kendisi bakmak istemiştir. Ayrıca bu maddi sorunlar sadece eşiyle değil tüm çevresiyle olan ilişkilerine zarar vermiştir. Fakat filmde sürekli olarak hikayenin ilerisinde olacakaları ve/veya verilmek istenen mesajları ufak detaylarla ve figürlerle gösteriyor olması daha çok ilgimi çekti diyebilirim. Örneğin; Chris’in eşiyle tartıştığı sahnede duvarda güneş figürünün gösterilmesi ileride olacak bir umudun habercisiyken bu beklentiyi karşılar nitelikte iş görüşmesi için telefon geldiğinde yine güneş figürünün gösterilmesi gibi. Veya evsizlerin kalacak yer için sıraya girdikleri sokak sahnesinde yoldan lüks bir araç ve eğlenen gençlerin gösterilmesi aslında sisteme yapılan eleştirinin en detay ama ilgi çekici hali denebilir. Tüm bunların yanı sıra Chris’in zekası ve bu zekayı kanıtlama umudu en önemli çıkarımlardan. Bu film için çıkarılabilecek ‘anahtar kelimeler’ bence şöyle sıralanabilir: azim,sabır,dürüstlük,pratik zeka,kendini kanıtlama,çaba gösterme.
    En çok dikkatimi çeken replik ise: Chris’in Christopher’a basketbol oynarken söylediği ”Hayallerinin peşinden koş. Kimsenin sana ne yapman gerektiğini söylemesine izin verme, bu baban olsa bile!” Öneriniz için teşekkürler

  37. Padman filmi hakkında; Film Hindistan’ın kırsal bir köyünde geçiyor. Özellikle kırsallarda tabu olarak görülen konulardan olan menstruasyon döneminde kadınların hijyenik pedlerin çok pahalı olmasından ötürü hijyenik olmayan çözümler üretmelerine sebep olmuş ve utanılacak bir hadise olarak görülmesiyle başlayan bir hikaye anlatılıyor. Yine gerçek bir hikayeden esinlenilmiş bir film olduğu için heyecanlandırdı beni. Bir girişimcinin geçmesi gereken tüm aşamaları,zorluklarıyla,mücadeleleriyle ve mutlu sonuca bağlanmasıyla tek tek basamaklar halinde göstermiş bir film. Önce sorunu tespit ediyor. Daha sonra çözüm üretmeye çalışıyor,müşteri dönütleriyle üretilen çözümü geliştiriyor, bu esnada bir çok zorluklardan geçiyor,ama pes etmeyip çözümünü geliştirmek için uğraşıyor. Müşteri bulamadığı için kendisinin denemek zorunda kaldığı bir sahne bile var ki durumun ne kadar trajikomik olduğunnu da gösteriyor. Ama başarılı olmak için sadece düzgün görünmenin yeterli olmayacağını biliyor ve sürekli buna vurgu yapılıyor. Bu yüzden işe yarayıp yaramadığını kendisi test etmek zorunda kalıyor. Daha sonra ilk müşterisine sunuyor ve yardımcı olabilecek tavsiyelerle ürününü geliştirirken ilk müşterisi aynı zamanda ürünün pazarlamasını ve satışını da üstleniyor. Köylerde müşteri olan kadınların ekonomik özgürlük ve istihdam sağlanmak üzere işçi olarak yetiştirilmesiyle devam ediyor. Ve tabu olarak görülen,utanılan bir konunun aslında nasıl hayatları değiştirebileceğini açıkca gösteriyor. Daha sonraki sahneler bu girişimcinin başarısının ödüllendirildiği sahneler.. Bu filmi önerdiğiniz için teşekkürler

  38. Shattered Glass filmi hakkında; yine gerçek bir olayın konu olarak seçilmesi heyecan vericiydi. Sizin de özet kısmında bahsettiğiniz gibi kişisel markalaşma adına yapılan haberlerin itibarı nasıl yükselteceğine,yapılan hatalar sonucunda da nasıl yok edileceğine şahitlik ettik. Editörün genç/toy olması,takdir kazanmak ve saygınlık görmek uğruna sonucunu düşünemediği hatalar yapması aslında meslek ahlakını hiçe sayması hatta belki meslek ahlakından bihaber olması gibi sonuçlar çıkartılabilir. Bu filmdeki anahtar kelimeler; dürüstlük, meslek ahlakı olabilir. Önerdiğiniz için teşekkürler

  39. Our Brand is Crisis filmi hakkında; Film yine gerçek hayat uyarlaması hatta belgesellere,dizilere ve bu film dışında başka filmlere daha konu olabilecek çok sağlam bir hikayeye sahip. Öncelikle film tamamen iletişimin nasıl kurulması gerektiğini temele alan bi film. Tamamen iletişim teknikleri(hileleri) dersleri verilmiş. Sırasıyla değinemk istediğim noktalar şöyle; ”Adamı hikayeye uyacak şekilde değiiştirme,hikayeyi adama uyacak şekilde değiştir” alıntısı siyasal iletişim açısından en çok gözden kaçırılan fakat kazanma garantili taktik olabilir. Sadece siyasal iletişimle de sınırlandırmaya gerek yok aslında. Olmadığı biri gibi davranan herhangi biri bir noktada rolden çıkıp kendi gibi davranmaya başladığında tutarsızlık gözlenir ve güvensiz biri olduğu izlenimi verir. Bunun önünü almak için bu alıntı altın değerinde bence. İmajın kişiye uygun tasarlanması kuşkusuz en doğru olanı.” Umut arıyorlarsa her zaman yeni adamı seçerler. Ama korktuklarında savaşa uygun bir lider ararlar.”
    Aklıma birçok siyasi lider geliyor örneklem açısından fakat en risksiz eleştiri yapabileceğim kişi Trump sanırım. Onun üzerinden örneklemek isterim. Adaylığından başkanlığına (hala) kadar olan tüm süreçte rakiplerine hatta seçmenlerine bile hakaret,taklit vb gibi bir tarz takındı. Fakat hiç kimse onun bu tavrını değiştirmeye çalışmadı. Hikayeyi ona uydurup aedına’dobralık’ ediyince sempati kazandırıldı.
    Algı yönetiminde en önemli kısımlardan biri de hiç şüphesiz jest ve mimikler. Filmde adayın yapacağı her hareket ustaca planlanmıştı ve bu yine ‘aslında duyduğumuza değil gördüğümüze daha çabuk ikna oluruz’un bir göstergesidir. Örnek; kameraların karşısına geçerken ceketini çıkartıp kollarını sıvamasının istenmesi aslında bu iş için sürekli çalıştığı izlenimini yaratmak amaçlıdır. Ya da talkshow esnasında kameralara bakarak ağlaması samimiyet, duygusallık,içtenlik göstergesidir.
    Sadece jest ve mimiklerle değil yapılacak olan her konuşmada adayın her kelimesi titizlikle tek tek seçildi. Halkta antipati oluşturmayacak türden konuşmalar yaptırıldı ve halkın güvenini ve saygısını kazanmak amaçlandı.
    Strateji uzmanının rakibin yapacakları hakkında öngörülü ve planlı olması da çok etkileyici bir kısımdı.
    Fakat öngörü özelliğini sadece savunmada kullanması yeterli gelemeyecekti bu yüzden savunmada kalmayıp karşı saldırıya geçti ki bu asıl filmin heyecan verici kısımlarına geçişti. Saldırırken tutarlı,doğru şeyler dışında uydurma saldırılara da yer vermeleri aslında etik olmayan fakt doğru hamlelerdi. Yapılan alıntı tam yerindeydi ”İnanmayacaklarını biliyorum,sadece onları yalanlarken görmek istiyorum”
    Fakat siyaset nedir sorusunun cevabı niteliğinde bir sahne izledik. Halkın güvenini kazanmak için çok iyi bir hamle olarak verilen bir sözün seçim kazanılınca tutulmaması…
    En son sahne strateji uzmanının atlıkarıncadan inmesiyle bitiyor. Bir gün hepimizin atlıkarıncalardan inmesi dileğiyle diyeyim.
    Bu film hakkında çok daha fazla yorumum var çünkü izlediğim ‘çok iyi filmler’ kategorisine alınması kaçınılmaz ve müthiş ders veren sahnelerin birleşiminden oluşan bir filmdi. Önerdiğiniz için teşekkürler.

  40. Kadınlar Ne İster: Evin banyosunda beklenmedik kaza Nick’in yeni yeteneğinin çıkmasına vesile olmuştur. Bu yetenek kadınların zihnini okumaktır. Nick, bu yeteneği başta sevmese de zamanla sevmiştir. Çünkü işine yarayacak şekilde kullanmaya başlamıştır. Hatta patronunun zihnini okuyarak yükselmeyi hedeflemektedir. Ancak her şey Nick’in planladığı gibi gitmemektedir.

  41. Hancock filmini izledim.Kişisel markalaşma,marka yönetimi konusunda çalışma yapanlar için iyi bir film.
    Filmin bir çok yerinde notlar alınıp üzerinde düşünülmesi gereken,düşünülmesi ve incelenmesi gereken bir film.
    Ürün,hizmet satan kişi yada kurumların mevcut ürün yada hizmeti ile ilgili markalarına değer katacak ;sürüden ayrılacak özelliklerini göstermeleri gerekir.
    Satışta verilen eğitimlerde mor inek olmaktan ;öneminden bahsedilir.
    Müşteriler sizden alacakları hizmet yada üründe farklı ne görmeliler yada sizin farkınız nedir ki sizi tercih etmeliler.
    Ertuğrul bey;kişisel markalaşma ile ilgili yazısında olması gerenleri içerikleri ile güzelce yazmış.
    Ancak konu ne olursa olsun öğrendiklerimizi uygulamaya başladığımızda hedefimiz ile ilgili farkındalıkları görebiliriz.Ve biz neyi yapabiliriz kendimizi tanımak adına ;aynaya bakmak adına her şey bizim elimizdedir.
    İnsanın bir yola çıkması zordur. Hedef koyup adımlarını ona göre atması yada atmaya çalışması gerek.
    Konu ile ilgili ne varsa öğrenip uygulamaya çalışmalıki büyük resim ortaya çıksın.

  42. Hancock filmini daha önce izlemiştim. Bu hafta kişisel markalaşma konusuna dikkat ederek yeniden izledim. Sahip olduğunuz yetenek ne kadar çok olursa olsun, bunu doğru şekilde sunmadığınızda gereken ilgi ve itibarı görmeyecektir. Filmdeki kişisel markalaşma detayını satmak istediğimiz ürün ve hizmetlerle bütünleştirirsek, sattığımız ürün yada hizmet ne kadar iyi olursa olsun kişisel markalaşma ve itibar yönetimini doğru yapmazsak başarısız olma ihtimali vardır. Son dönemde sosyal medyanın hayatımıza fazlaca girişi sebebiyle , aslında çok da önemli işler yapmasalar da popülerlik seviyelerini artıran ” ünlüler” görmekteyiz. Fazlaca bilgi ve içerik görmek kafaları karıştırabiliyor. Aynı şekilde ürün kirliliği oldukça fazla. Bu dönemde doğru kalmak, doğru dili kullanıp kendimizi doğru ifade etmek ve tabi ki bunları karşı tarafın doğru anlamasını sağlamak oldukça önemli.

  43. Hancock hayat kurtarıyor. Hayat kurtarırken çevreye verdiği zarar o kadar fazla ki sağladığı fayda gölgede kalıyor ve takdir yerine öfkeyle karşılanıyor. Ona göre nasıl yaptığı önemli değil, sonuçta hayat kurtarıyor, bu nedenle aldığı tepkiler onu da öfkeli yapıyor.
    Hancock hayat kurtardığı için takdir görmek ve sevilmek de istiyor aslında. Halkla ilişkiler uzmanı Ray Embrey’nin yardımıyla bunu nasıl yapacağını öğreniyor.
    Doğru Hedef + Doğru Eylem = Başarı
    Hedef; sevilmek ve takdir görmek
    Eylem; güçlerini kontrol altına al, öfkeni kontrol et, iletişim kur, takdir et, imajı oluştur (sakalını kes, temiz ol, duruşuna uygun kıyafet giy)
    Başarı; Halk Kahramanı (Süper Kahraman)
    Filmde birde halkla ilişkiler uzmanı Ray Embrey’nın “İyi Yürek Sembolü” var. Destek bulamıyor ve görmezden geliniyor. Ama o vazgeçmiyor. Sabır, azim ve inanca bu şekilde vurgu yapılıyor bence. Bazı başarıların yolu daha uzun olabiliyor, ne kadar işin ehlide olsanız.

  44. Öncelikle film tavsiyeleri için çok teşekkür ederim. Makale içeriğinizi de gayet iyi buldum. Hancock filmini ilk defa izliyorum. Fikrim, filmde kişisel itibar konularına daha çok yer verilebilirdi. Ancak yine de kişisel markalaşmaya yönelik alınacak dersleri veriyor. Diğer filmleri de izlemek için sabırsızlanıyorum.

  45. Hancock filmi için ; Super kahraman denilince akla kusursuz özellikleri olan ,sevilen ,hatta örnek alınan bir karakter gelir aklımıza…
    Burada farklılığı ele almış filmin konusu .
    Son derece kusurları olan, sevilmeyen,dışlanan,serseri ve zarar veren bir kahraman ile karşı karşıya bırakıyor bizleri.Ne tarz bir film olarak yorumladığımda içerik o kadar iyi pazarlanmis ki izleyicide sürekli olarak farklı beklentiler meydana getiriyor ,bir nevi izleyiciye melankolik bir tat bırakıyor . Müzikleri özellikle içeriğe temaya uygun Snoop Dogg şarkıları ve efektleri ile hem sürükleyici hem izlenmesi için heyecanlandıran iyi pazarlama sahneleri ile Charlize Theron ve Will Smith ikilisinin uyumu. Tıpkı kendin ile özdeşleşen işi yapmak gibi . Kısacası insanların görmek istediği yerden baktirirsak elimizdeki süper bir kahraman olabilir 🙂

  46. The Founder, Cumartesi akşam dersiniz bittikten sonra bu filmi tavsiye edeceğinizi bildiğin için hemen izledim. Tek kelimeyle girişimcilerin direkt ufkunu açacak, heyecanlarını canlı tutacak bir film👍 Hancock sonrası pazarlama, girişimcilik konusuyla ilgili izlediğim 2. Film oldu. Bu pazar günü izlemek için listenizden ben de ayrıca bir film seçeceğim. Bu güzel film listesini oluşturduğunuz için tekrar teşekkür ederim.☀️

  47. Çok etkileyici bir film gerçekten. Etik değerler açısından yanlış bir yol izlese de başarıda cesaret ve kararlılığın ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. ” şans cesurdan yanadır”

  48. Founder ikinci kez izlediğim güzel bir film. Günümüzün en tanınan markalarından biri olan Mcdonalds’ın kurulmasının yaratıcı bir plan ve büyümesinin ise sınırsız hırs olduğunu çok akıcı bir şekilde anlatıyor.

  49. Founder filmi hakkında ; Film her ne iş yapacak olursak olalım kararlılıgin azmin ve başarının öyküsüne güzel değinmiş . İyi bir fikriniz olsa bile yeterince inatçı değilseniz ne zekaniz ne de eğitiminiz işe yarar . Ray bunu izleyiciye ve kendisine defalarca söylüyor . Sanırım Risk yoksa zaferde yok en iyi örneği.

  50. Merhaba founder filmini daha önce de izlemiştim hatırlamak adına tekrar izledim. Sonuç olarak hırs, cesaret, çok istemek ve geleceğe başka Bir gözle bakmak. Önemli çok iyi bir fiikriniz olması önemli değil o fikri beslemek hayata geçirmek ve ileriyi görmek en kıymetli olan. İsim ve logo nun çarpıcı olması tâbi,Çok marka var ama onların içinden sıyrılıp dünya devi olmak bu oluyor işte

    1. Founder filmini izlememistim ancak hikayesini biliyordum, girişimciliğin ruhunda bolca kararlılık olmalı sanırım.

  51. Hancock filmi hakkında; genel olarak gözlemim reklam ve algı üzerine. Hep deriz “reklamın iyisi kötüsü olmaz reklam reklamdır”. Filmde kahramanımız kurtardığı insanlar sayesinde büyük bir reklam oluşturuyor fakat insanları kurtarırken çevreye verdiği hasar kötü bir algı oluşturuyor. İlerleyen süreçte kahramanımıza yapılan bir imaj çalışması ile bu algının zamanla iyi yönle değiştiğini görüyoruz. Burada düşünülmesi gereken şey reklam kötüde olsa firma veya kişi konusunda kötü algı oluştursa da bu reklamı yapmak bilinirliği artırdığı için bir avantaj mıdır? İlerleyen süreçte başarılı bir imaj çalışması ile bunun önüne geçmek hep iyi giden bir algı ve reklam yönetiminden daha mı başarılı olur?

    1. Merhabalar,

      Adidas ve Puma Hk:

      İki zıt karakter ve yetenek olmalarına rağmen birbirlerini tamamlayan iki kardeş, nitekim büyüme ile beraber tamamlama değil, zıt karekterleri, bakış açıları ve prensipler daha ağır bastı. Savaş şartlarında bile yılmadan kararlı bir şekilde fırsatları değerlendiryorlar.

      Her film motivasyonu arttırıyor. Teşekkürler

  52. Merhabalar, Thank You For Smoking filmi, zararları inkar edilemeyecek düzeyde olan en zorlu ürün sigaranın bile doğru konuşma sanatı ve stratejiyle nasıl pazarlanabileceğini, karşıtlarını nasıl manipule edebileceğini gösterdi. Filmden paylaşmak istediğim kısa kesitler de var. Nick Naylor’un özel uçağı tercih etmemesi… İnsanlarla seyehat, durak vb iletişim kurması (yani piyasa araştırması yaparak insanların gençlerin alışkanlıklarını gözlemlemesi)… Sigarayla seksi ve havalı tanımını tamamlayıcı hale getirmeye çalışma fikri (yani sigara içen seksi ve havalıdır değil de, seksi ve havalı ünlüleri kullanırsak gençler sigarayı seksi ve havalı bulur diye düşünülmesi aslında)… Influencer fikri kendine ait olduğu halde, Nick’in fikrini (diğer söz sahibi kişiye) kendi fikri gibi gösteren patronu Biar’a “Senin fikrini çok beğenmiş” demesi (yani politik, stratejik ve sakin bir konuşma sanatı)… Tabi daha birçok dikkat çeken nokta var. Ben filmde başrolün, sağlık ve insan etiği kısmından çok pazarladığı ürünü ters köşe cevaplar, fikirler ve strateji ile temize çıkarma yeteneğine yoğunlaştım ve beğendim. Geçen hafta izlediğim Founder ve bu hafta izlediğim Thank You For Smoking filmlerini pazarlama tavsiyesi ile değil de yüzeysel izleseydim belki de bu denli beğenmeyebilirdim. Tekrar teşekkürler.

  53. Sigara içtiğiniz için teşekkürler neredeyse içen kişiler sevinecek. O denli bir savunma, doğru pazarlama, doğru konuşma, ifade ne kadar önemli. İnsanlara subliminal mesajlar göndererek, bir şekilde itibar yönetimine devam ediyorlar. Kişilerin karakteristik özellikleri, sektörel çıkar ilişkileri, insanların hayatları üzerinden kazanılan büyük paralar.. Bazen doğru pazarlama ürün ne kadar yanlış olsa da işe yarayabilir.

  54. Thank You For Smoking; filmde sağlığa zararları olan sigaranın nasıl pazarlanabileceğini gösterdi.
    Sırf ünlü biri sigara içiyor diye hayranlarının da sigara içmesi doğru değil. Pazarlama yapılırken insan sağlığına zarar verecek tanıtımlar üzerinden kazanılan paralar doğru pazarlama değil.

  55. Joy filminde 2 çocuk annesinin ailesine bakmakla sorumlu oldugunu anlatip, küçüklükten gelen yaratıcılığıyla ve ananesinin manevi destegiyle guven kazanıp, kendi uretmis oldugu ürünü uretimden, pazarlamasina kadar tum asamalarini anlatan guzel bir film. Joy’un kararlı, hırsli ve ürününün arkasında olmasi cok dikkatimi cekti. Zorluklara karşı pes etmeyip çözüm odaklı düşünmemiz gerekiyor. Ürettiğimiz ürünün de patent, sozlesme ve telif haklarimizi almamız gerektiğini çok iyi vurgulamış.

  56. Bir fikriniz olduğunda ve hayata geçirmeye çalıştığınızda destekten çok eleştirilere maruz kalırız. Joy filminde de aynen öyle oldu. Bir yandan destekliyormuş gibi görünen ama öte yandan birçok olumsuz söz söyleyen bir sürü kişi. Hiç birşey kolay değil. Mücadele mutlaka gerekli. Kaç kişi acaba tüm bu yaşanan sorunların içinde vazgeçerdi. Eminim çoğunluk öyle yapardı. Bunun yanında sorunları çözme şeklinde oldukça kolay görünen imkanlara sahip oldu Joy. Her zaman bu kadar şanslı da olmayabiliriz.

  57. Gerçek bir hikayeye dayanan film 2 cocuklu boşanmış ve gençlik hayallerini ıskalamış JOY’un sıfırdan aile şirketi imparatorluğunu kurmasının öyküsünü anlatıyor.Gunumuzde de bir çok zorluğun üstesinden gelen pes etmeyen bir çok insanımız var …

  58. Merhabalar,

    “Kadınlar Ne İster?” filmi hk.

    Daha önce izlediğimde de filmi beğenmiştim. Tabi romantik komedi bakış açısıyla izlemiştim. Film, müşteri deneyimi, ürünün doğru pazarlama için pazarlanmadan önce test edilmesi gerekliliğini, cinsiyet ayrımı yapmadan yaratıcı olabilmesi açısından yorumların alınmasını, deneyimlerle hissederek farkederek, üzerine düşündürerek fikirlerin gelişmesini anlatıyor.

    Bunun dışında yaratıcı fikirlerin; nasıl bir çabayla ve aslında bakmakla görmek arası farkla doğal süreçte geliştiğini, yaşayanların ve hissedenlerin deneyimleri daha iyi aktarabileceğini Nick’in kadınların düşüncelerini okuma anlamında kazandığı doğa üstü yeteneği ile vurgulamış.

  59. Adidas ve Puma’nın hikayesinde aslında üretim ve satışın iç içe ve birbirlerinden ayrılmaz bir bütün olduğunu bir kez daha görmekteyiz. Uzun yıllar satış departmanında çalışmış biri olarak, bir çok kişinin üretim ve muhasebe departmanlarının işimizi küçümsediğine şahit oldum. Teknik işler karşı tarafa daha karmaşık görünürken satış oldukça basit algılanmaktadır. Aslında satışın da kendi içinde bilinmesi gereken teknikleri vardır. Bununla birlikte kardeşler arasında yaşanan sorunların çoğunda kişisel çıkarımlar ve kibir yer almakta. İyi bir takım olup, güçlerini birleştirmeyi seçmeleri onlar için faydalı olacaktı. Sonuçta ikisi de markalarını iyi bir yere getirmeyi başarmış. O günün savaş şartlarında iyi ayakta kalıp mücadele edebildiler.

  60. Bu hafta izmememizi önerdiğiniz 2 film vardı.
    Kadınlar ne ister ?
    Bu film den, pazarlama açısından çıkardığım ders; müşterinin yerine kendine koyarak müşterinin ihtiyacına yönelik reklam yapmak
    Diğeri Adidas ve Puma’nın hikayesi
    Bu film izlememiştim ama bu iki kardeşin hikayesini daha önceden okumuştum. Bir çok sonuç çıkardım bu filmden.
    Bizlere filmeleri izlerken farklı bakışaçısı geliştirdiğiniz teşekkürler hocam 🙏

  61. Padman çok etkileyici bir film. Zaten gerçek bir hikayeymiş. Bir şeye inanmak, bir çok şeyini hatta neredeyse hayatındaki herşeyi kaybetmek pahasına inandığı şeyden vazgeçmeden mücadele etmesi ve sonunda başarılı olmak mucizevi. Bir fikrimiz olduğunda bunu hayata geçirmekte bir çok engelle karşılaşabiliriz. Filmin içinde güzel mesajlar var.

  62. Asılsız haber filmi aslında bize kişisel markalaşma sürecinde övgü toplama ve yükselme hırsının bazen yanlış yollara sapmamıza neden olabileceğini gösteriyor.
    Karakterimizin iyi editörden kastı aslında kontrol etmeyen ne olursa olsun yanlışların dahi arkasında duran kişi ama aslında burada iş başka arkadaşlık başka sözünü hatırlatıyor…
    Pazar araştırmasının rakiplerin incelenmesinin tüm sektörlerdeki önemini bir kez daha görüyoruz.
    İş ahlakı uzun süreli başarıyı getiriyor, illegal yollara sapıldığında kısa süreli başarı yakalansada yalanların ortaya çıkması ile kişisel markamız ciddi hasar alıyor…

    1. Merhabalar,

      Asılsız Haber filmi;
      Rakipleri takip ve analiz etmek sadece analiz yapan firmayı aydınlatmadı. Rakibi de aydınlattı. Rakip firmaları analiz etmenin öneminin yanı sıra dergide bir içeriğin sadece metin değil görsellerle de tamamlanmasının önemini kavradık. Birçok onay aşamasından ve avukatlardan geçen bir yazının yazarı güçlü iletişim ve eğlenceli özelliğiyle kendini sevdirip hikayelerine inandırıyor. Burada arkadaşlık ve eğlenme/iyi vakit geçirme ilişkisinin dengede tutulamayarak işte kontrol ve belge, ses kaydı, fotoğraf vb kayıtların tutulması anlamında boşluk açtığını gördük. Ayrıca editör Chuck profesyonel davrandı.

      Bu arada filmi izlerken Steeve ‘in yüzsüzlüğüne sinir olmadım değil 🙂 Filmin bir yerinde Steeve, başka bir yazara yazının güvenliği ile ilgili ahkam kesiyordu. Dergi yazarı değil, senaryo yazarı olmalıydı.

      Teşekkürler tavsiye için…

  63. Kazanma sanatı, tam bir sanat gibi işlenmiş bir başarı. Bilinenin aksine farklı bir yol denemek her zaman kolay olmayacaktır. Doğru oyuncuları, doğru istatistiklerle oynatmak başarıyı getirecektir. Kelimeler bizim oyuncumuz ise anahtar kelimeleri ve metin içerik oluşturmadaki doğru kullanmak web sitesinin başarılı olmasını sağlayacaktır.

  64. Merhabalar,

    Padman;
    Derste de daha önce film yorumumu aktardığım gibi Padman’in Hindistan’ daki tüm kutsallara ve tabulara karşı doktor bilimselliği ile duruma yaklaşması çok şaşırtıcı. Padman’in ülkesinin tabularını görmezden gelerek (kadın pazarlayıcı olmadan) denettirme, geri bildirim alma ve pazara sunma stratejisi izlemesi onu itici kılarak zaman kaybettirdi. Şans eseri tanıştığı bir kızın adeta danışman niteliğinde olması ona icatını pazarlamada doğru yolu gösterdi. Kadın özel olarak gördüğü bir malzeme için yine kadından alışveriş yapıyor. Burada sadece üretmek değil. Tüketiciyi, kültürü, değerleri, alışkanlıkları tanımak ve tüketiciye uygun pazarlama stratejisi belirlemek çok önemli. Tüm bunlara karşın kendi üzerinde deneme yöntemleri , geri bildirim almaya önem vermesi önemli ve etkileyici bir ayrıntı.

    Ve tabi ki tüm girişimcilerde olan özellikler Padman’de de var. Azim, vazgeçmemek, çok çalışmak…

  65. Merhabalar,

    Kazanma Sanatı filmi için; SEO uygulamaları benzetmesi çok yerinde olmuş. Oyuncuları (anahtar kelimeleri) bir uzman analiz ederek seçiyor. Bütçeye uygun doğru oyuncu analizi (anahtar kelime) ile ligde (arama motorunda) üst sıralara çıkılıyor. Filmin sonunu sizin her zaman dediğiniz “içeriğiniz kaliteli değilse SEO uygulamaları tek başına sonuç vermez” söyleminizle benzettim:))

    Yetenek avcıları ile oyuncu analisti ve dijital veri sonuçlarına güvenen menejer arasındaki çekişme, geleneksel medya ile dijital medya çekişmesi gibi olmuş.

    Bunun dışında filmde takım menejeri ve oyuncular arasında profesyonel yaklaşım düşüncesiyle mesafe olsa da sonraları görüyoruz ki takımı ile ilgilenen bir menejer ortaya çıkıyor. Oyuncu motivasyonunu da etkiliyor. ( buna da SEO uygulamaları sadece anahtar kelime değil birçok kriterden oluşur diyebiliriz:))

    Sıkılacağımı düşünmüştüm ama güzel filmdi… Teşekkürler

  66. Merhabalar,

    Bu hafta sonu izlediğim Focus filmi ile ilgili yorumum; konusu dolandırıcılık suçu üzerine işlenmiş dahi olsa etkileme ve ikna kabiliyetiyle ilgili çıkarımlar yapabileceğimiz bir film. Ayrıca oyun içinde oyun var.

    Ancak filmin benim için en elle tutulur yanı sizin de spoiler’de bahsettiğiniz gibi dünyaca ünlü kumarbazla girdiği iddia ve sonrasında gösterilen bilinç altı ikna unsurları sahnesiydi. Her aracı kullanarak 360 ° pazarlama yapılması, müzik vb…

    Tavsiyeler için tekrar teşekkürler

  67. Bu hafta izlediğim film daha önce de izlemiş olduğum Focus filmi. Filmde özellikle subliminal mesajlarla bilinç altını etkileyerek, vereceği kararlarda etkili olma konusu oldukça etkileyici. Bizler de her gün bir çok haber, reklam ve sosyal medya paylaşımları ile etki altına alınmaktayız. Beğenmediğimiz bir şeyi bir süre sonra kullanır hale geliyoruz. Pazarlamanın bir çok yönü ile bütün olarak her aşamada aynı mesajı vermesi tüketiciyi etkileyecektir. Bazen ürün ve mesaj doğru olmasa bile buna tamamıyla inanabiliyoruz.

  68. Focus filmini izledim. Beni etkileyen en önemli söz “herkesi herşeye ikna edebilirim” oldu. Bir de insanların görsellik ve müzikle bilinç altını etkileyerek yönlendirebilmeyi gösterdi. Kadınların, erkeklerin ve etkileyecek kişilerin zayıf yanlarını Kullanması da ayrı bir kurgu idi.
    Eğer sizden bu dersleri almamış olsaydım. Bu noktalardan çok daha iyi bir dolandırıcı olmak isteyen bir kadın ile ile profesyonel bir dolandırıcının aşık olması diyebilirdim.
    Ama artık farklı bir gözle bakıp izliyorum artık filmleri. yanlışlıkla seyrettiğim Hacker filminde de “satacağın her ne ise müşterinin yerine koymalısın kendini” sözünü yakaladım. Belki nice filmlerden nice dersler çıkarılabilir. Ufkumuzu genişlettiğinix için teşekkürler Ertuğrul Müyesseroğlu 🙏 saygılar

  69. ikna kabiliyeti nin ne kadar önemli olduğunu göstermiş film. Hele o 55 rakamı zekice bilinç altına sızma müthişti öneri için teşekkürler Ertuğrul hocam

  70. İnternette pazarlama ile ilgili paylaşılan listelerin bir çoğunun aslında gerçek pazarlama ile ilgisi yok adı uyan her filmi listelerine eklemişler.. Sizin oluşturduğunuz listeyi ise çok başarılı buldum. Özellikle filmleri kendinizinde izlemiş olması ve yapmış olduğunuz çıkarımlar mükemmel olmuş. Bunun yanında filmlerin büyük bir bölümünün yaşanmış başarı hikayelerinden seçilmiş olması ise listeyi çok daha kaliteli hale getirmiş.

    Emeğiniz için teşekkür ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
X